Bisiklet ve Kadınların Toplumda Görünür Olması

img

Bisiklet ve Kadınların Toplumda Görünür Olması

Ben çağdaş bir anne babanın kızıyım. Ailem, önüme yasaklar ve engeller koymak yerine seçtiğim yolda yanımda olmayı tercih ettiler. Üniversite eğitimi için yuvadan uçma zamanı geldiğinde annem bana özgür olmanın sorumluluk almak anlamına geldiğini ve daha sonra pişman olmayacağım kararlar almamı tembihledi. Babam bana hiç “onu yapma şuraya gitme” demedi. Seçenekleri hep birlikte değerlendirdik, bana yol gösterdiler ama hayatımla ilgili kararları hep bana bıraktılar.

Böyle bir güven ilişkisi içinde büyüdüm ben. Kaybetme korkusu olmadan cesur adımlar attım. Çünkü ailemin her koşulda benim yanımda olacağını biliyordum.

Bisiklet, Özgürleşmek İçin Bir Araçtır

200 yıl önce icat edilen bisiklet, ilk yıllarda erkekler için bir dinlenme ve keyif aracıyken, kadınların özgürleşmesinde önemli bir araç oldu. Kadınlar, bisiklet sayesinde tabuları yıktı. Bisiklet, kadınlara tek başına bir yerden bir yere gitme özgürlüğü verirken aynı zamanda kıyafet konusunda bir reformu beraberinde getirdi; kadınlar kabarık etek ve korseyi terk edip pantolon giymeye başladı.

Kadınlar bisiklet sayesinde sadece hareket özgürlüğü, cesaret değil aynı zamanda kendine güven kazanıp bir çok konuda bağımsız hareket etmeye başladılar. Bisikletle gelen özgürlük, kadınlara eğitim ve iş imkanlarına erişim sunarken politik olarak da aktif olmalarını sağladı. Pantolon giyen kadınlar, seçme ve seçilme hakkı için sokağa çıktılar.

Haziran ayında Hollanda’da yapılan bisiklet zirvesi,  Velo-City Konferansında konuşmacı olarak katıldığım “Bisiklet ve Toplumsal Cinsiyet” panelinde tam olarak da bu konuya değindim.

Ben bir bisiklet kullanıcısıyım. Bisikletle hareket etmeyi tercih etmemin nedeni ulaşım için kimseye bağımlı olmak zorunda olmamam. Bisiklet bana herşeyden ve herkesten bağımsız olma imkanı veriyor. Yaşadığım yerde daha çok kadını benim gibi bağımsız olmaya nasıl ikna edebilirim sorusunun cevabına ulaşmak üzere 2013 yılında ilk kez Velo-City konferasına katıldım. Viyana’da dört gün süren program boyunca onlarca başarı proje ve kampanyayı tanıma şansım oldu. Kadınların hikayeleri inanılmaz umut veriyordu. Güney Amerika’dan Andrea’nın kendi şehrinde uyguladığı “reçete”yi İzmir’de denemek için sabırsızlanıyordum: Bir şehirde kadınlar bisiklete binerse, tüm şehir onun peşinden gider.

Sevgili komşum Sema Gür, bir pazar öğleden sonra “hadi gel, süslü püslü bisiklete binelim” dediğinde bir an bile tereddüt etmeden kabul ettim. 2013 yılında ilk Süslü Kadınlar Bisiklet Turu İzmir’de 300 kadınla yapıldı. Erkeklerin bisiklete binerken “onu giyme bunu giy, öyle olmaz böyle olur” söylemlerine tepki olarak “biz bisiklete istediğimiz gibi bineceğiz” etkinliği muhteşem geçti.

Takip eden yıllarda İstanbul, Ankara gibi büyük şehirler ve Marmaris, Bodrum gibi ilçeler bu harekete katıldı. Kadınların hayatlarına müdahale arttıkça, Süslü Kadınlar Bisiklet Turu katılımcı sayısı artıyordu. Kadına “yüksek sesle gülme, sokağa çıkma, şort giyme” dendikçe bisikletli kadın sayısı çoğaldı.

1552333606.jpg

Yazar Hakkında

2015 yılında, Türkiye'de daha çok kadının bisikleti kullanmasına teşvik etmek için oluşturulan Bisikletli Kadın İnisiyatifi'ni kuran yedi kadından biri oldu. Bisikletli Kadın İnisiyatifi ile birçok etkinliğe, eğitime, sürüşe katıldı. 2017 yılında toplumun aktif bir yaşam sürmesi için projeler geliştiren Aktif Yaşam Derneği'nde Sarı Bisiklet projesinin yöneticilerinden biri oldu. Sarı Bisiklet ile ulusal çapta birçok proje gerçekleştirdi. Yine 2017 yılında Lübnan'da düzenlenen 20 ülkeden 120 kadının katıldığı Follow The Women - Kadınlar Barış İçin Pedallıyor projesine Türkiye'den katılan 8 kadından biri oldu. 8 gün boyunca Lübnan'da sürüş yaparak, farklı dernek ve mülteci kamplarında buluşmalara katıldı.